Gece, Yazı ve Kahve.
Gece yarısı masamdaki tek ışık, boş sayfaya düşen gölge. Kahve soğurken cümleler ısınır.
Gece yarısı masamdaki tek ışık, boş sayfaya düşen gölge. Dışarıda şehir susmuş; sadece uzaktan bir siren ve camda hafif yağmurun sesi var. Bu saatlerde yazmak başka türlü olur — gündüzün gürültüsü çekilir, kelimeler daha yavaş ve daha dürüst gelir.
Kahve soğurken cümleler ısınır. Fincanın kenarında biriken buhar, bir anlığına geçmişteki bir sabaha benzettirir beni. Yazmak bazen hatırlamaktır; bazen de unutmak için en nazik yoldur.
Boş sayfa korkutucu değildir aslında. O, henüz söylenmemiş her şeyin mümkün olduğu yerdir. Gece, o mümkünlüğe en çok yakışan vakittir. Ben de bu yüzden masaya oturur, kahveyi yudumlar ve beklerim. Cümle gelir — sessizce, kendi zamanında.